1.ULUSAL KOZMETOLOJİ EĞİTİMİ KONGRESİ

Tarih:15.09.2006 Saat:16

Konu:Özel Öğretim Kurumlarının Güncel Sorunları

 * T.C Özel Nevin Polat Kozmetik Estetik Uzmanlık Kursu *

Açıklamalar:

   Davetli konuşmacı olarak katılmaktan onur duyduğum, 1.Ulusal Kozmetoloji Eğitimi Kongresine, öncelikli olarak;15.06.2006 tarihli 19.Mesleki Eğitim Kurulu kararı ile Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanı olarak tanımlanan mesleğime 25 yıldır hizmet veren bir güzellik uzmanı daha sonra Nevin Polat Güzellik Uzmanlık Kursu Direktörü olarak katıldığımı ifade etmek isterim.625 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu arasında oluşan mevcut sıkıntılarımızı,mağduriyetlerimizi açıklamaya çalışacağım konuşmamda istek ve dileklerimizin ilgili makamlarca ciddiye alınacağını umuyorum.

   Özel Öğretim Kurumlarına bağlı bir eğitim kurumu olarak, eğitime yapılan her yatırımın kutsallığına inanıyor ve faaliyetlerimizi toplumsal sorumluluk bilinci ile gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

   1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 2.maddesi 3.bendi :Türk Milli Eğitiminin genel amacı,Türk Milletinin bütün fertlerini ; ‘ İlgi,istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi,beceri,davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların ,kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak ‘ şeklinde ifade etmektedir.Kurumumuzun hedefi de budur.Amacımız;bireye, cilt bakımı ve güzellik meslek alanında sağlam ve köklü bir eğitim vererek iş hayatında geçerliliği olan bir işe yerleşmesini ,istihdam edilmesini sağlamak ve bu işte ilerleyebilmesi içinde gerekli olan temel davranışları kazandırmaktır.Bu amaçla hareket eden tüm Özel Öğretim Kurumlarının  temel ilkesi ; merak eden,sorgulayan,tartışan,yaşam düzeylerini yükseltme azmi taşıyan,bilim ve teknoloji ile barışık birey yetiştirmektir.

   1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ‘nun 7.maddesi, Anayasa’nın 42. maddesi her Türk vatandaşının eğitim hakkından bahseder.

   3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği’ nin 4.maddesi , Özel Öğretim Kurumları’na bağlı Güzellik Uzmanlık Kursu olarak statümüzü net olarak belirlemiştir.

   Mesleki ve Teknik Eğitim Okul ve Kurumları: Mesleki ve teknik eğitim alanında diplomaya götüren ortaöğretim kurumları ile belge ve sertifika programlarının uygulandığı her tür ve derecedeki örgün ve yaygın mesleki ve teknik eğitim-öğretim kurumlarını tanımlar.

   Yaygın Mesleki ve Teknik Eğitim: Örgün mesleki ve teknik eğitimin yanında veya dışında uygulanan programlarla bireyleri bir mesleğe hazırlayan,bir meslek sahibi olanların mesleklerinde gelişmelerine ve yeni mesleklere uyumlarına olanak sağlayan, ayrıca bireylerin günlük yaşamlarında ilgi,istidat ve gereksinimlerine uygun eğitimlerle sertifikaya ve belgeye götüren eğitim’ şeklinde ifade edilmektedir.

   Yaygın eğitimin önemi 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 40.maddesi 7.ve 8. bentlerinde net bir şekilde açıklanmıştır.

   ‘7.bent: Kısa süreli ve kademeli eğitim uygulayarak ekonomimizin gelişmesi doğrultusunda ve istihdam politikasına uygun meslekleri edinmelerini sağlayıcı imkanlar hazırlamak,

    8.bent: Çeşitli mesleklerde çalışmakta olanların hizmet içinde ve mesleklerinde gelişmeleri için gerekli bilgi ve becerileri kazandırmaktır’

   Bilindiği gibi yaygın eğitim içinde yapılanmış olan mesleki ve teknik eğitim , Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı özel kurs ve kurumlarda da verilmektedir.4702 sayılı Kanunu’n 5.maddesi

3308 sayılı Kanunu’n 2.maddesini değiştirmiştir.

    5.madde:’Bu kanun ,Mesleki Eğitim Kurulunun belirleyeceği mesleklerde ,kamu ve özel sektöre ait kurum,kuruluş ve işyerleri ile mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarındaki eğitim ve öğretimi kapsar ’ şeklinde ifade edilen madde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı kurumlarımızın  3308 sayılı kanun içindeki yerini açıklamıştır.

   Anayasa’nın 10.maddesi kanun önünde eşitlik ilkesine dayanır. Bu düşünce beraberinde Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı bütün eğitim kurumlarının aynı haklara sahip olması gerektiğini açıklar. Özel Öğretim Kurumlarına kutsal bir girişimcilik ruhuyla kaydolmuş olan özel kursların bu haktan yoksun bırakılması düşünülemez. Eşitlik ilkesi  gereğince; Devlet organları ve idari makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar. Eğitim ve öğretimin her düzeyindeki yetenekli insanlara, mümkün olan en iyi eğitim ve öğretimi verecek,özel olanaklarla donatılmış özel öğretim kurumlarının ve programlarının oluşturulması için; Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesinde barındırdığı Kız Teknik Öğretim Okulları ve Çıraklık ve Yaygın Eğitim Kurumlarına gösterdiği ilgi ve şefkati Özel Öğretim Kurumlarına bağlı özel kurslara da göstermesi gerektiği kanaatindeyim.

   Mesleki ve Teknik Eğitimde toplumsal kalkınmaya ve kaliteye ulaşabilmemizin tek yolunun bilim ve teknolojiden sonsuz yararlanmaktan geçtiğini düşünüyorum. Mesleki kalite çıtamızı yükseltecek ana ilke bu olmalıdır. Kursiyerlerime kursun başlangıcında söylediğim ilk cümle şudur: ‘ Ben sizlere bu tarihe kadar edindiğim mesleki bilgilerimi ve 25 yıllık tecrübemi aktarmakla mükellefim. Kurs bitirme belgelerinizi aldıktan sonra mesleğinizle ilgili araştırmalarınızı yapmazsanız, kendinizi geliştirmek adına azimli olmazsanız ilerleyemez veya yok olursunuz.’

   1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 9.maddesi eğitimde süreklilik kavramını, 3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki Eğitim Yönetmeliği’nin 4. maddesi yaşam boyu öğrenim konusunu vurgulamaktadır.

    Eğitimde süreklilik: Fertlerin genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesi esastır. Gençlerin eğitimi yanında, hayata ve iş alanlarına olumlu bir şekilde uymalarına yardımcı olmak üzere, yetişkinlerin sürekli eğitimini sağlamak için gerekli tedbirleri almakta bir eğitim görevidir.

    Yaşam boyu öğrenim: ‘Bireylere, bilgi, beceri, tutum, davranış ve yeteneklerini sürekli olarak geliştirme, güncelleştirme ve hayata uyumları için yaşamları boyunca sunulan öğrenim ve mesleki eğitim fırsatlarını ’ ifade etmektedir.

   M.E.B Özel Öğretim Kurumlarına bağlı bir güzellik meslek kursu direktörü olarak , gerek yetiştirme kurslarının gerek ustalık eğitimi kurslarının , 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 2. maddesi gereğince , Özel Öğretim Kurumları bünyesinde de  verilebilmesi en büyük dileğimizdir.

   1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 13.maddesi eğitimde bilimsellik gerçeğini vurgular. Özel Kurslarda verilecek mesleki bilginin kalitesi bu gerçeğe bağlıdır.

   23.Temmuz.2000tarihinde Mesleki Eğitim Kapsamına alınan Cilt Bakımı ve Güzellik meslek dalı Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ;

a- Diplomaya götüren örgün eğitim ağırlıklı Kız Teknik Öğretim Okullarında,

b- Örgün ve yaygın eğitim veren Çıraklık ve Yaygın Eğitim Kurumlarına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinde,

c- Yaygı Eğitim Kurumlarında öğretilmektedir.

   Birbirinden farklı ders müfredatlarıyla eğitim veren bu kurumlarda eğiticilerin statüleri  oldukça farklıdır.1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ‘nun 47 maddesi uzman ve usta öğreticilerle ilgilidir.’ Öğretim tür ve seviyelerine göre uzman ve usta öğreticilerin seçimlerinde aranacak şartlar, görev ve yetkileri, yönetmeliklerle tespit edilir.’ şeklindedir. Bu noktada anlaşılması güç olan çok önemli bir çelişki vardır. Bu da usta öğreticilerin vasıflarıdır. Ne yazık ki 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun Geçici 1.inci ve 2.inci maddelerinin uygulanmasına ilişkin yönerge’nin 14.maddesi Geçici madde 1 veya 2 ye göre başvuruda bulunanlardan 1996–1997 öğretim yılında veya daha önceki yıllarda mezun olanların en az İLKOKUL DİPLOMASI sunmasını yeterli görmektedir.Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanında verilen ders müfredatlarının, ilkokul mezunu olan bireyler tarafından idrak edilmesinin mümkün olamayacağı kanaatindeyim.Ayrıca ilkokul diplomasını sunarak ,başvurusu kabul edilen adaylar ,kalfalık-ustalık aşamalarından sonra usta öğretici sınavlarına da girerek meslek alanlarında eğitici usta öğretici konumuna gelmektedirler.Bu statüyü kazanan ilkokul mezunlarının ,gerektiğinde uzman öğretmenin yeterli sayıda bulunmadığı örgün eğitim veren okullarda , mesleki eğitim merkezlerinde , halk eğitim merkezlerinde , hatta meslek yüksek okullarında eğitici sıfatı ile çalışmaları ne derece mantıklı ve doğrudur? Aynı koşullar ,Özel Öğretim Kurumlarına bağlı bazı kurslarda da halen devam etmekte, ilkokul mezunları kursiyer olabilmektedir. Konuşmamın başında da belirttiğim gibi öncelikli olarak güzellik uzmanı olarak katıldığım bu kongrede esas dileğim mesleki yozlaşmadan biran önce kurtulmaktır. Aynı meslek grupları arasındaki bariz farklılıklar mesleki statümüzü de aşağıya çekmektedir Bu konuda eğitimcilerin ,eğitim durumlarının tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

   3308 sayılı Mesleki  Eğitim  Kanunu’nun ilgili maddelerini suistimal eden gerek başvuruda bulunan adaylar gerekse de ilgili kurumlar Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanına ciddi zararlar vermişlerdir. Bütün bunların sonucunda gerekli ve yeterli eğitimi-öğretimi  almadan , tecrübeyi kazanmadan ekipman başına oturan belge sahiplerinin, vatandaşlarda oluşturduğu komplikasyonlar Dermatologların ve Estetik Cerrahların meslek alanımıza saldırmalarına ve Danıştay’da davalar açmalarına sebep olmuştur. M.E.B ve YÖK ‘ e bağlı okullarda , yüksekokullarda, üniversitede okutulan dersler yadsınarak ,güzellik uzmanlarının faaliyet alanları gasp edilmeye çalışılmıştır.Şahsi başvurumla TESK ( Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu )  Danıştay’da açılan davalara müdahil olmuştur.

   Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanı tüm dünyada olduğu gibi bizde de güzellik sektörüne hizmet sunmaktadır. Sunulan hizmette , mesleki ekipmanlar ve kozmetikler bu mesleğin olmazsa olmazlarıdır.Dolayısıyla bu meslek alanı , güzellik sektörünün cihaz ve kozmetik pazarını tetikleyen ana unsurdur. Menfaatlerin ortak olduğu bu pazarda , suistimallerin varlığı kaçınılmazdır.Kozmetik-Medikal Cihaz satan firmalar , bünyelerinde özel kursları da barındırmaktadır.Eğitimin kutsallığına  gölge düşüren bu durumun giderilmesi gerektiği kanaatindeyim.

   3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği ‘nin 242.maddesi: ‘Çıraklık eğitimi dışında alınan belgelerin değerlendirilmesi ’ kriterlerini açıklar. Henüz Talim Terbiye Kurulu’nun onayladığı 1024 saatlik bir kurs programı olmasa dahi ; 1024 saat ve üzeri kurs programı alanların, kalfalık sürecinin indiriminden yararlanması için en iyi şartlarda yüksek okul mezunu bir  aday için 6 aylık bir çalışma hayatı istemektedir.Lise mezunlarına telafi programı ile meslek lisesi diploması veren bir olgunun içinde 1024 saatlik özel bir kurs programı sunmak ne derece mantıklı ve gerçekçidir?

   Özel kurs sahiplerini zora sokan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu , bazı kursları , kursiyer bulabilme sevdası adına illegal davranışlara sevk etmektedir.Bu konuda Adana Mesleki Eğitim Merkezi ilgili kurum hakkında , konu ile ilgili dava açmıştır.

Öneriler:

   M.E.B bünyesinde faaliyet gösteren Özel Öğretim Kurumları’na bağlı birçok Güzellik Kursu ; Cilt Bakımı ve Güzellik meslek dalının 23.Temmuz.2000 tarihinde 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ‘nun kapsamına alınmasından sonra , ilgili kanunun zorlayıcı hükümlerinden dolayı kapanmıştır.Kursların teker teker kapandığı bir dönemde Mersin Mesleki Eğitim Merkezi’nde , güzellik uzmanlığında yapılan sınavlarda ,sınav komisyon görevlisi olarak bulunduğum 2001-2003 döneminde , sınava giren adaylarda gördüğüm bilgi eksikliğinden dolayı kurs açmaya karar verdim. Kursa başvuranların  , kendilerini  bu meslekte geliştirmek, yetiştirmek isteyen güzellik uzmanı adaylar olacağını  düşündüm. Ama ne yazık ki 5.seneyi geride bıraktığım kurs direktörlüğümde , bireylerin esas istediklerinin bilgi , donanım değil , en kısa yoldan kurs bitirme belgesini elde etmek olduğunu gördüm.Kursiyer cephesinden olaya baktığımızda Halk Eğitim Merkezlerinde çok daha ucuza elde edilebilecek bir kurs bitirme belgesi varken neden bizler tercih edilebilirdik ki ? Gerek 25 senelik meslek hayatımda gerekse de kurs direktörlüğümde gördüğüm oldukça net bir durum mevcut.... Müşteri açısından da kursiyer açısından da ,mesleğimiz kolaylıkla yapılabilir, basit, hafife alınan bir meslektir.25.senemde dahi hala kendimi yeterli göremediğim bu meslekle ilgili ön yargıyı yadsımak mümkün değildir.Mesleğe bu şekilde yaklaşan bir kursiyer ne derece sağlıklı eğitim almak isteyebilir ?

   Zaten bu önyargı değil midir ki mesleğimiz , Dermatologların ve Estetik Cerrahların saldırısına uğramaktadır?Türk Dermatoloji Derneği ve Türk Plastik Rekontrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği’nin Danıştay’da açtıkları davalarla mesleki ders müfredatlarımız törpülenmeye çalışılmaktadır.M.E.B  VE YÖK ‘e bağlı okul,yüksekokul ve üniversitede öğretilmekte olan Alfa Hidroksi Asitler (AHA) , Danıştay’ın aldığı yürütmeyi durdurma kararından sonra güzellik salonlarında uygulanamamaktadır.Tüm bu çelişkilerden sonra bir eğitim kurumu direktörü ve Mersin Güzellik Uzmanları Derneği Başkanı olarak , ders müfredatlarının tehdit altında olduğunu,sektör faaliyetlerimizin kısıtlandığını,3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun verdiği hak ve yetkilerin gasp edilmeye çalışıldığını ifade etmek isterim.

    Her şeyden önce mesleki etiğe,disipline ve kaliteye önem veren bir güzellik uzmanı olarak mesleğimizi bu aşamaya getiren esas etkenin, 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun geçici1.inci ve 2.inci maddeleri olduğunu düşünüyorum.Mesleki örgün eğitimi almayanları;Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanı ile ilgili eğitimin 2 katı çalışmayla yani 6 senelik çalışma hayatını belgeledikten sonra  kalfalık sınavlarına kabul eden bir olgunun yanında , mesleğin kapsama alındığı tarihten önce ( 23.Temmuz.2000 ) bir günlük çalışmayla dahi kalfalık sınavlarına kabul eden bir sistem meslekte nasıl kaliteyi yakalayabilir?

    Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı faaliyet gösteren özel kurslar olarak ;zaman zaman kendimizi  üvey evlat olarak algılanmamıza sebep olan yalnızlığımızı yaşasakta  bizleri kursiyer bulmakta sıkıntıya sokan 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun , 4702 sayılı Kanunu’n  , 3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği ‘nin ve 1739 sayılı Mili Eğitim Temel Kanunu ‘nun ilgili maddelerine göz attığımızda özel sektörü dışlamayan , gerektiğinde koordineli çalışmayı öngören açıklamaların olduğunu görüyoruz.

a*  3308 sayılı Mesleki ve Teknik Eğitim Kanunu 

     madde 37:Meslek Kursları ‘ Bakanlık,örgün eğitim sisteminden ayrılmış,istihdam için gerekli yeterliklere sahip olmayan kişileri,iş hayatında istihdam imkanı olan görevlere hazırlamak amacıyla meslek kursları düzenler.Kurslara katılanlar kursa devam ettikleri sürece bu Kanun ‘un çırak ve öğrencilere verdiği haklardan yararlanırlar.Bakanlık,kursların düzenlenmesinde ilgili bakanlık,kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapar.’

b*  4702 sayılı Kanun

     madde 5 : 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 2. maddesi ile ilgilidir. ‘Bu kanun , Mesleki Eğitim Kurulu ‘nun belirleyeceği mesleklerde , kamu ve özel sektöre ait kurum,kuruluş ve işyerleri ile mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumlarındaki eğitim ve öğretimi kapsar.’

c*  3308 sayılı Mesleki Eğitim  Kanunu’nun geçici 1.inci ve 2.inci maddelerinin uygulamasına ilişkin yönerge

    madde 13: ‘Kanun’un geçici 1.inci maddesinden yararlanıp,doğrudan sınava girmek üzere zamanında başvuran veya sınava girmesine rağmen başaramayan kalfa ve usta adaylarının teorik bilgi noksanlıklarını tamamlamak amacıyla yetiştirme kursları düzenlenebilir’

d*  1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu

     madde 42: ‘ Genel ,mesleki ve teknik yaygın eğitim alanında görev alan resmi,özel ve gönüllü kuruluşların çalışmaları arasındaki koordinasyon Milli Eğitim Bakanlığınca sağlanır.’

e*  3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği

      madde 2 / L bendi: Bu Yönetmelik; ‘ Mesleki ve teknik eğitim bölgelerindeki meslek yüksekokulu veya okulları ile mesleki ve teknik ortaöğretim kurumları,ilgili kamu ve özel kurum ve kuruluşları arasındaki iş birliği ve koordinasyonu kapsar. ’

f*  3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve teknik eğitim yönetmeliğinin 67. , 68. , ve 70.maddeleri Mesleki ve Teknik Eğitim Kursları ile ilgilidir.

     madde 67: ‘ Kurumlarda,yerel gereksinimlere ve ulusal meslek standartlarına uygun olarak mesleki ve teknik eğitim alanında sertifika ve belgeye götüren her tür kurs açılabilir.’

     madde 68 : ‘ Kurslar yerel gereksinimler göz önüne alınarak öğretim yılını kapsayacak şekilde planlanır.Ancak, yeni kurs grupları oluşturulduğunda planlama dışı kurslarda açılabilir.Kurslar başlamadan önce gerekli donatım,araç-gereç,plan ve programlar hazırlanır.Bir ilde öğretici,pratik eğitim yapılabilecek işyeri kapasitesi ve mevcut araç-gereç durumu göz önünde bulundurularak alınacak kursiyer sayısı kurumca belirlenir.Açılacak kursların türleri ve süreleri ile alınacak kursiyer sayısı,kurumca en az 20 gün önceden duyurulur.Valilikçe bu süre kısaltılabilir.Kurslar,o bölgedeki kamu ve özel kurum ve kuruluşlarından da yararlanılacak şekilde açılabilir.

    70.madde , 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu ‘nun 37.maddesini destekler niteliktedir.70.madde de oldukça önemli bir cümle dikkati çekmektedir. ‘ Bölgenin eğitim olanakları ile insan gücüne olan gereksinimi belirlenerek o ilde,hangi meslek alanlarında hangi kursların açılacağı İl Mesleki Kurulunun görüşü de alınarak valilikçe belirlenir.Ancak,özel ve kamu kurum ve kuruluşlarından gelecek toplu kurs istekleri,kurum müdürlüğünce değerlendirilir ve ilgili kuruluşla yapılacak protokol hükümleri çerçevesinde yürütülür.’

g*  3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliğinin 89.maddesi telafi eğitiminin kapsamı ile ilgilidir.’Bakanlıkça belirlenen alan/dallarda ,mesleki ve teknik ortaöğretim programlarından mezun olmak isteyen genel lise mezunları ile ilköğretim okulu mezunu kalfa ve ustalara,valilik/kaymakamlıklarca belirlenen kurumlarda telafi eğitimi programları uygulanır.’şeklindedir.

    Özellikle 3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliğinin 70.maddesi ‘ özel ve kamu kuruluşlarından gelecek toplu kurs isteklerinin  kurum müdürlüğünce değerlendirilir’ cümlesinde konunun tamamen sübjektif  içerik taşıdığı görülmektedir.Girişimcilik ruhuyla eğitim gibi kutsal bir göreve talip olmuş özel kursların ,mesleki kurs taleplerinin ,Türkiye genelinde bu güne kadar hiçbir kurum  müdürlüğünce kabul edildiğini varsaymak bile bir ütopyadır.Kendi bünyelerindeki öğretmenlere ödeyecekleri ders saat ücretlerini,kurum dışındaki özel sektöre ait bir kuruma verebileceklerini düşünmek hayalden ibarettir.

    Lakin ilgili yönetmelik bizlere yani özel kurslara böylesi bir şans tanımaktadır.Bu konudaki haklarımızı, bağlı olduğumuz Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün koruyacağını ve kursiyer sıkıntısı yaşayan kurslarımızın kapanma tehlikesini bertaraf edeceğini düşünüyorum.

    Mili Eğitim Bakanlığı’nın , bakanlık birimleri arasında yer alan Kız Teknik Öğretim Okulları Genel Müdürlüğü’ne ve Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü’ne bağlı okul ve kurumların ders müfredatları tamamen ilgili genel müdürlük tarafından hazırlanmakta ve Talim ve Terbiye Kurulu ‘nun onayından sonra yurt çapında ,bütün okul ve kurumlarda okutulmaktadır.Her ne kadar Kız Teknik Öğretim Okulları’nın Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanında ders müfredatları birebir örtüşmese de benzerlik arz etmektedir.Burada açıklamaya çalıştığım konu , ilgili müdürlüklerin kendilerine bağlı okul ve kurumlara verdiği destekve programlarının hazırlanmasında gösterdiği çabadır.Kanaatimce , Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü ‘ne bağlı özel mesleki kurslar olarak bu konuda yalnızlık çekmekteyiz.Avrupa Birliği’ne girmek için olağanüstü çaba sarf eden devlet organlarının, idari makamların ve dolayısıyla  Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün , kurslarımızın ders programlarının hazırlanmasında , Avrupa Birliği kriterlerini baz alarak bizlere sahip çıkmasını ,birlik ruhuyla , ortak ders müfredatlarıyla hareket etmemizi sağlayıcı tedbirler almasını talep ediyorum.Bu konuda, ilgili Bakanlık birimine bağlı özel meslek kurslarında, ortak bir çaba göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

   Bu noktada açıklamaktan hicap duyduğum ayrı bir gerçek var.M.E.B Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı bir eğitim kurumu olarak ,kurs bitiminde yaptığımız sınavlarda yaşadığımız durumdur.Kurs bitiminde hazırlana sınav soruları ,sınavı yapan özel kurum tarafından hazırlanmakta ve sınavlara gözetmen olarak katılan görevli öğretmenler, katıldıkları teorik ve uygulamalı sınavların ,derslerine ve uygulama tekniklerine yabancılık çekmektedir.Kanaatimce sonsuz suistimaller sunan bu durum ciddiyetten de uzaktır.Kurs bitiminde verdiğimiz kurs bitirme belgeleri ile mesleki sektöre adım atacak olan kursiyerlerin bu şartlarda eğitim kalitesini ve mesleki çıtasını ne derece yükseltebiliriz?

    M.E.B Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’ne bağlı mesleki kursların çalışma kriterlerinin , TUS ( Tıpta Uzmanlık Sınavı ) sınavlarına girecek doktorların aldıkları TUS Kursları gibi düzenlenmesini talep ediyorum.Kanaatimce mesleki çıtayı da yükseltecek olan bu uygulama sayesinde , kimliğimiz ve duruşumuzda netlik kazanacaktır.Mesleğimizin çok kolay ulaşılabilir bir meslek olmadığı gerçeği ile bu öneriyi yapıyorum.Bu sayede yapılan kalfalık-ustalık sınavlarının da kalitesi artacaktır.

   Bilindiği gibi Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanının faaliyet gösterdiği güzellik salonları, Sağlık Bakanlığı’nın 12.Mayıs.2003 tarihli Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe göre ruhsat almak zorundadır. Mesleki sektörde , Milli Eğitim Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı arasında yaşanan bir çelişki mevcuttur.3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun 12. ve 13. maddeleri , 4702 sayılı Kanunu’nun 10. maddesi , 3.Temmuz.2002 tarihli Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği’nin 26.,74.,182.,199.,200. maddeleri Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanında çırak olarak çalışacak öğrencilere , pratik eğitimlerini işyerlerinde yani güzellik salonlarında yapmalarını öngörmektedir.Fakat 12.Mayıs.2003 tarihli Güzellik ve Estetik Amaçlı Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik, güzellik salonlarında kalfa veya ustanın dışında görevli  personel çalışmasını yasaklamıştır.Bu şartlarda çırak öğrenci nasıl eğitim alacak,nasıl çalışma hayatını öğrenecektir?

    Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliği gereğince ‘Sağlık Kuruluşu‘sıfatını alan güzellik salonlarının hangi gerekçe ile sağlık kuruluşu olarak tanımlandığı da ayrı bir çelişkidir.Cilt Bakımı ve Güzellik meslek alanının eğitiminin verildiği , Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı okullarında ve Yüksek Öğretim Kurumu’na bağlı meslek yüksekokulları ve Gazi Üniversitesi Kuaförlük ve Güzellik Bilgisi Ana Bilim Dalında  , herhangi bir sağlık birimi bulundurulmamaktadır. Ayrıca Ayakta Teşhis ve Tedavi Kuruluşları Yönetmeliği ,sağlık kuruluşu tanımı yaparken kuruluşun hekim sorumluluğunda faaliyet göstermesi gerektiğini vurgular.Bu gerçekler karşısında 3308 sayılı Mesleki Eğitim Kanunu’nun verdiği  yetkilerle işyeri açma ve işletme hakkına kavuşan güzellik salonları hangi gerekçe ile sağlık kuruluşu olarak tanımlanabilir? Bu konudaki mağduriyetin mutlaka giderilmesi talebimizdir.

   En son talebim; 15.06.2006 tarihli 19.Mesleki Eğitim Kurulu’nun 9.maddesinin en kısa zamanda hayata geçirilmesidir.9.madde: ‘ Sanayi Bakanlığı Esnaf ve Sanatkarlar Genel Müdürlüğü yetkilisi tarafından , kısa sürede ’ustalık’ belgesi alınabilmesinin sağlanması konusunda (4702 sayılı kanuna göre)açıklama yapılmıştır.Bu konuda,Milli Eğitim Bakanlığı’nın koordinesinde ,ilgili birimlerden oluşturulacak bir komisyon tarafından bir çalışma yapılması oy birliği ile kabul edilmiştir.’